|
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 601
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 118
|
Cevap: Herakles (Herakles Kimdir? - Herakles Hakkında)
Eurystheus'un Herakles'e verdiği 12 görev
Eurystheus, Pelops aracılığı ile ilk emrini verdi. Herakles'in başarmak zorunda olduğu bir görevi vardı ama Eurystheus'un bir şartı vardı. Herakles işlerini başarıp ürünlerini getirdiğinde bunları şehrin kapısına bırakacak, içeriye sokmayacaktı. Eurystheus, Herakles'ten saklanmak için tunçtan bir küp yaptırmış, içine sığınıyor ve Pelops aracılığıyla Herakles'le konuşuyordu. Eurystheus, ilk iş olarak Argolis ormanlarında etrafa büyük korku ve dehşet saçan, kimsenin avlayamadığı korkunç Nemea Arslanının derisini getirmeliydi.
1. Nemea Arslanı'nın Postu
Nemea Arslanı, canavar Orthros'un çocuğuydu. Orthos'un babası ise dünya üzerine gelen gelmiş geçmiş en güçlü ve büyük canavar olan Typhon'un oğlu olduğundan, Nemea Arslanı çok güçlü bir hayvandı. Anası ise Typhon'un eşi canavar Ekhidna idi. Nemea Arslanı Ay tanrıçası Selene'nin elinde büyümüştü. Selene ise arslanı sonra Hera'ya vermişti. Hera onu Argolis civarında, Peloponnes ormanlarındaki Nemea bölgesinde serbest bırakınca canavar oradaki sürüleri kırıp geçirmeye, etrafa korku salmaya başlamıştı. O bölgedeki insanlar korkudan kendilerini evlerine, çiftliklerine kapatmış, dışarı çıkamıyorlardı. Bir eline okunu, bir eline zeytin ağacından kesip yaptığı ve hiç yanından ayırmadığı kocaman topuzunu alan Herakles, sürüleri ve insanları katleden bu iri arslanı önce kolay avlayacağını düşündü. Canavarı ilk önce uzaktan görüp incelemek amacıyla ormanın içinde pusu kurarak beklediyse de, günlerce bunu başaramadı. Bir akşam arslana, mağarasına dönerken rastladı. Kafası ve göğsü kanla kaplı bu iri arslan, yine bir katliamdan dönmekteydi. Herakles, arslan ona yaklaşınca karnına zehirli bir ok attı. Ok, hayvanın derisinden sekerek çimlere düştü. Arslan dört bir yanı arayarak, oku atanı bulmaya çalıştı. Herakles, ikinci okunu korkunç arslanın göğsüne attı. Ok yine sekti. Oklarının derisine işlemediğini görünce kalın budaklı sopasıyla hayvanı inine kadar takip etti. Arslan iki çıkışlı bir mağarada yaşamaktaydı. Herakles, çıkışlardan birisini büyük taşlarla kapadı, diğerinin girişinden elinde sopasıyla içeriye girdi. Arslan ile içeride bir süre oyalandı. Sonunda elindeki sopanın kalın tarafıyla hayvanın kafasına kuvvetli bir darbe indirebildi. Darbeyle sopası kırıldı, arslan daha sonra Herakles'e saldırdı. Kuvvetli kollarıyla arslanı boğan Herakles, daha sonra arslanın derisini yüzmeye niyetlendi. Ne elindeki ok uçları, ne bıçağı hayvanın derisine işlemiyordu. Hayvanın kendi pençelerini kullanarak postu deldi ve yüzmeyi başarabildi. Bu postu güneşte kuruttuktan sonra üzerine ok atışları yaptı. Oklarının işlemediğini görünce postu üzerine giydi. Arslanın ağzı açık olan kafasını da miğfer olarak başına geçirip Eurystheus'a postu sunmak üzere yola koyuldu. Herakles, postu Mykenai'ye getirdi. Eurystheus, böylesi bir canavarı öldürebilecek olan Herakles'ten öyle çok korktu ki ona şehrin içine girmeyi yasakladı. Zeus, eşine ait olan bu arslanın hatırasını yaşatmak için onu alıp takımyıldızlar arasına koydu. Eurystheus, ok işlemediğini bilmediğinden postu Herakles'e bıraktı. Herakles'e ikinci ve daha zor bir iş vermeye karar verdi. Herakles bu postu uzun yıllar boyunca üzerinden çıkarmadı. Daha önce öldürdüğü Kithairon arslanının postunu ise ikiz kardeşine hediye etti.
2. Lerne Hydra'sının Öldürülmesi
Lerne Hydrası, Nemea Arslanı gibi Ekhidna'dan doğma dokuz başlı bir canavardı. Nemea Arslanının babası, Typhon'un oğluydu, ama Lerne Hydrasının babası direkt Typhon'du. Lerne Hydra'sının babası olan bu Typhon canavarı, uzun süre önce Zeus'un titanlarla olan savaşında, tanrıların tanrısı Zeus'u bile bir süre etkisiz duruma getirebilmişti. Hydra, Herakles'i sınamak üzere Hera tarafından özel olarak, söylendiğine göre onu Amymone ırmağının kaynağındaki bataklık bölgesinde, civardaki büyük bir çınarın altında besledi, yetiştirdi. Hydranın dokuz başı vardı, uyurken nefesi bile öldürücüydü. Herakles, Eurystheus'a bilgi vermeden, kardeşi İphikles ve yeğeni İolaos ile birlikte gidip bu canavarı Lerne bataklıklığında aradılar. Su kaynaklarıyla dolu bu geniş bataklık arazide, canavarı sonunda altında yuvasının bulunduğu bir tepenin üzerinde buldular. Canavar gelenleri görünce inine kaçarak saklanmaya çalıştı. Bunu gören Herakles onu hemen öldürebilmek için alevli oklar kullandı. İninden dışarıya çıkmaya zorlanan canavar, tıslayarak korkusuzca kendisine yaklaşan Herakles'in ayaklarına dokuz kafasıyla sırayla hamleler yapıyor, onu yere düşürmeye çalışıyordu. Herakles, alevli okların canavarın üstünden sekerek bir işe yaramadığını görünce, daha önce Hermes'in hediye ettiği kavisli bir kılıçla (harpe) kafaları tek tek kesmeye başladı. Kesilen kafaların yerine iki kafa birden çıktığını görünce, kestikten sonra İaolos'la birlikte ateşle eti dağlamayı düşündüler. Hera, büyüttüğü canavarın sonunu zorlaştırmak amacıyla hydraya yardım için dev bir yengeç gönderdi. Yengeç kahramanın topuğunu ısırınca Herakles kızdı ve yengeci ezerek öldürdü. Bu yengeç, Herakles'in acı çekmesine sebep olduğu için Hera tarafından göklere çıkarılarak takımyıldız yapıldı. Herakles, yengeci öldürdükten sonra tekrar hydraya döndü ve kafaları kesmeye devam etti. Sonunda kafalar kesile kesile en ortadaki kafa hariç hepsi bitti. İphikles, yenileri çıkmasın diye kesik yerleri dağladı. Son kalan ortadaki kafa ölümsüzdü. Herakles buna rağmen kafayı kılıcıyla kesmeyi başardı. Kafa kesildiği halde, ölümsüz olduğundan canlıydı. Herakles, kafayı önce toprağa gömdü, sonra da üzerine de kocaman bir kaya yerleştirdi. Hydra'nın kesik yerlerinden akan kanlar orada irili ufaklı birikintiler oluşturmuştu. İphikles ile birlikte bu zehirli kanla oklarının ucunu zehirli hale getirmeyi düşündüler. Herakles, oklarının ucunu bu birikintileri oluşturmuş hydranın zehirli kanına batırarak onları zehirli hale soktu. Bu oklar daha sonra ona pekçok yerde işine yarayacaktı (Philoktetes bu oklarla Paris'i öldürecek ve Truva'nın alınmasını sağlayacaktır). Herakles, Mykenai'ye döndüğünde Eurystheus, bu görevi başarısız saydı. Çünkü İphikles ve İaolos ona yardım etmişti. Bu yüzden onu yeni bir işle sınamak istedi. Ama bundan böyle ikiz kardeşiyle yeğeni onunla birlikte gitmeyecekti.
3. Tunç ayaklı ve altın boynuzlu kutsal Keryneia Geyiğin yakalanması
Eurystheus'un yerine getirilmesini emrettiği üçüncü görev, Artemis'e ait olan ve yakalanması imkansız kutsal Keryneia geyiğinin yakalanıp canlı olarak getirilmesiydi. Artemis bir gün Oinoe ormanlarında dolaşırken 5 geyik yavrusu bulmuştu. Bunların dördünü kendi arabasına koşmak için seçip beşincisini de Hera'nın emriyle, Herakles'i sınamak üzere Keryneia dağında serbest bırakmıştı. Boynuzları altın kaplı ve bir boğa kadar iri olan geyiklerden bu beşincisi muhteşemdi ve kutsal sayıldığından avlamak yasaktı. Çok hızlı koşmasıyla ünlü bu dişi geyiği yakalamak için Herakles, Keryneia dağına geldi ve geyiği kovalamaya başladı. Tam bir yıl peşinde koştuğu halde onu yakalayamadı. Geyik kaçarak Artemision dağına geldi. Daha sonra iyice kuzeye Hyperborea bölgesine gitti. Geyik burada yorularak gerisin geriye döndü ve karlarla kaplı Arkadhia'daki Ladon ırmağını geçerek karşıya kaçmak isterken Herakles'in zehirsiz uçlu oklarından bir tanesiyle hafifçe yaralandı. Geyik bir uç kısma geldi, suya atlamak için kararsızlık yaptı. Herakles tam bu anda onu yakalayabildi ve ayaklarını bağlayıp sırtına vurdu. Arkadhia'ya dönerken yolda Artemis ile Apollon'a rastladı. İki tanrı Herakles'e, geyiği okla yaralaması yüzünden hem de kendilerine ait kutsal bir malı çalmakla suçladılar. Herakles sorumluluğu Eurystheus'a yıkarak, onun verdiği görevden bahsederek kurtuldu. İki tanrı ilerlemesine böylece izin verdiler. Herakles geyiği getirip Mykenai'deki Eurystheus'a verdi.
4. Erymanthos Dağı'nın Yabandomuzu'nun Getirilmesi
Eurystheus'un Herakles'e verdiği dördüncü görev, Erymanthos bölgesinde yaşayan ve etrafa zarar veren iri bir yabandomuzunun getirilmesiydi. Domuz Artemis'e adanmıştı ve çok iriydi. Eurystheus, bu sefer işi zorlaştırmak için hayvanın canlı olarak getirilmesini istedi. Herakles, bölgeye gidip hayvanın peşine düştü. Domuz gidip inine sığındı ve dışarı çıkmadı. Herakles, bağırarak onu korkuttu ve dışarı çıkmasını sağladı. Onu dışarıda yakalayamayınca, kuzeye doğru sürüp karlarla kaplı bölgeye getirdi. Hayvan karın içinde yorulunca onu yakaladı ve omzuna vurup Mykenai'ye getirdi. Sırtında Nemea Arslan'ının postu olduğundan domuzun iğrenç, sert ve sivri kılları derisine etki etmedi. Dönüş yolunda at adam kentauros Pholos'un konuğu oldu. Dionysos'un vaktiyle kentauroslara hediye ettiği ve henüz içilmemesi gereken yasak şaraptan içerek diğer kentaurosların kendilerine saldırmalarına sebep oldular. Herakles çoğunu tepeledi ama at adamlardan bazıları kaçtı. Onları Kheiron'un yaşadığı Malea'ya kadar takip etti. Hepsinin toplu olarak bulunduğu mağaraya seri ok atışları yapmaya başladı. Talihsiz bir ok, at adamlardan birinin kolunu delip geçerek, arkadaşı Kheiron'un dizine saplandı. Arkadaşı Kheiron'un zehirli oklarından birisiyle böyle istemeden yaralanmasına sebep olunca çok üzüldü. Kheiron, önce kendisini kendi özel ilâçlarla iyileştirmeye çalıştı. Herakles günlerce onunla kaldı ama hydranın zehirli kanın açtığı yara iyileşmiyordu. Sonunda Kheiron çektiği sıkıntıya bir son vermek üzere ölmek istedi. Kheiron, ölümsüz olduğundan bu olanaksızdı. Herakles arkadaşına ölümsüz birini ona göndererek, ölümsüzlüğünü ona verip ölebileceği imkanını sağlayabileceği vaadini verince, Kheiron beklemeyi kabul etti. Herakles, 11. görevi sırasında Kafkas'lardan geçti ve dağın zirvesindeki uçurumlardan birine zincirlenmiş ölümlü titan Prometheus'u kurtardı. Prometheus bunun karşılığını nasıl ödeyebileceğini sorduğunda Herakles onun ölümlülüğü Kheiron'a verip, Kheiron'un ölümsüzlüğünü almasını istedi. Prometheus, Kheiron'a gidip Zeus'un da onayıyla at adamların en erdemlisi ve büyük öğretmen Kheiron'un ölümsüzlüğünü alınca, Kheiron ölerek çektiği ıstıraptan kurtuldu. Üzgün Herakles ise, omuzunda domuz canlı olduğu halde Eurystheus'un sarayının önüne geldi. Eurystheus, her zamanki gibi tehlike anında sığındığı tunç küpün içine sığındı ve Pelops aracılığıyla başarıyı kabul etti.
5. Kral Augeias'ın Ahırlarının Temizlenmesi ve İphikles'in ölümü
Kral Augeias, Helios'un oğlu olup Peloponnes'te bir Elis kralıydı. Babasından kalma büyük bir sürüsü vardı. Üçbinden fazla sığırdan oluşan sürüsü eski tarzda, saraydan pek uzak olmayan çitle çevrili bir alandaydı. Ahırlarında biriken gübreleri yıllarca kaldırtmayı ihmal ettiğinden topraklar gübrelenemiyor ve ülkeyi verimsizliğe itiyordu. Eurystheus bu pis iş için, hem de onu küçük görmek amacıyla Herakles'e görev verdi. Herakles gelip Augeias'la konuştu ama görevi Eurystheus'un verdiğinden bahsetmedi. Augeias işe çok sevindi. Ama arslan postu giymiş bu kahramanın böyle pis bir işe gönüllü olmasının altında bir sebep aradı ve ona bir ödül vaad etti. Eğer tüm ahırları bir günde temizlerse krallığının yarısı Herakles'in olacaktı. Herakles şartı kabul edince kral onun kürekle bu işi halledeceğini ve bir günde asla başaramayacağını düşündü. Herakles işe koyuldu. İlk iş olarak Herakles, çiftliğe doğru yönelen derin ve uzun bir hendek kazdı. Alpheios ve Peneios ismindeki iki nehrin yataklarında akmasına iri taşlarla engel oldu. Nehirleri bir araya getirerek ahırlara doğru kazdığı hendeğe yöneltti. Gübreler, hızla akan nehir suları ile ahırlardan kısa sürede temizlendi. Ama kral, kararlaştırılmış olan krallığının yarısını vermeyi reddedince Herakles duruma kızdı. Augeias üstüne üstlük Herakles'i krallığı Elis'ten de kovdu. Herakles bunun öcünü almak için Arkadhia bölgesine gidip gönüllülerden bir ordu topladı. Augeias ise kendi birliklerinin başına yeğenleri Molinoid'leri ve Eurytos ile Kteatos'u geçirdi. Bunlar Herakles'in ordusunu yendiler ve hatta Herakles'in ikiz kardeşi İphikles'i de öldürdüler. Herakles ikiz kardeşinin kaybı için çok üzüldü ve Augeias'tan öcünü almak için fırsat kollamaya başladı. Bir süre sonra 3. İsthmia Şenlikleri düzenlendi ve Elis'liler bu şenliklere kendilerini temsil etmek üzere Molinoid'leri gönderdiler. Herakles, Kleonai'de pusu kurup bunları öldürdü. Ardından kralı tepelemek için Elis'e bir saldırı düzenledi. Bu kez şehri alıp kralı öldürdü. Bu seferden sonra Herakles, Olympia oyunlarını tertipledi ve Olympia'daki kutsal kapalı alan olan Altis'i kurdu. Herakles daha sonra Mykenai'ye döndüğünde Eurystheus, Herakles'in Augeias'la yaptığı anlaşmadan haberi olduğunu, krallığının yarısı gibi bir ücret karşılığı ahırları temizlemesinden haberi olduğunu söyledi ve görevi iptal etti, saymadı.
6. Stymphalos Gölü Kuşları'nın Yokedilmeleri
Arkadhia'da Stymphalos gölü kıyılarında ormanlarla sık bir bölgede yaşayan kuşlar, vaktiyle bir kurt istilasıyla kuzeydeki ülkelerinden kaçarak buraya sığınmışlardı. Burada Ares'in gözetiminde büyük miktarda üreyerek orman ve çevresi için büyük bir afet haline gelmişlerdi. Tarlalardaki ürünlere musallat oluyorlar, insanlara bile saldırıyorlardı. Eurystheus, bu sebeple Stymphalianlar denen, gagaları ve pençeleri tunç, tüylerini ok gibi atabilen, insan etiyle beslen bu çok yırtıcı kuşların ortadan kaldırılmasını emretti. Bütün güçlük, kuşları sığındıkları sık ormanlık bölgeden çıkarabilmekti. Bunu sağlamak için Herakles, Athena'ya danıştı. Demircilerin tanrısı Hephaistos, vaktiyle bronzdan yapılma, keskin bir ses çıkaran, Krotala ismindeki bu zilleri Athena'ya vermişti. Athena bunları Herakles'e verdi. Herakles bu zilleri çalarak kuşları korkuttu. Sık ormandan dışarı uçarak kaçan kuşları oklarıyla birer birer hakladı. Eurystheus, Herakles dönünce görevi saymamazlık yapmadı bu kez. Kahramanın Athena'dan yardım aldığını bilmiyordu. Kovulan kuşlar ise Karadeniz'deki Ares'in adasına geldiler ve oraya yerleştiler. Yıllar sonra argonautlar altın pöstekiyi almak için Kolkhis'e giderken bu adaya uğradılar ve kuşlar, onlara da saldırdılar.
7. Girit Boğası'nın Getirilmesi
Girit Boğasının kökeni hakkında iki efsane vardır. Bazılarına göre Zeus, Europe'yi çok beğenmiş ve Tyr ya da Sidon kumsalında ona yaklaşabilmek için beyaz bir boğa kılığına girmişti. Bu şekliyle kızın ayaklarının dibine yatınca kız önce korktu sonra cesaretlenip hayvanı okşadı, sonra sırtına bindi. Boğa ayağa kalkıp denize koşmaya başlayınca Europe, çığlıklar atarak boynuzlara tutunmaktan başka birşey yapamadı. Zeus yüzerek Europe'yi Girit'e getirdi. Zeus orada Gortyna'da bir çınarın gölgesinde kızla birleşti. Zeus, bu aşkın anısına o ağacın yapraklarının hiç dökülmemesi ayrıcalığını tanıdı. Europe, Zeus'a 3 oğul verdi (Sarpedon, Radamanthys ve Minos). Zeus da Europe'ye 3 armağan sundu (Europe'yi koruması için Hephaistos'a özel yaptırdığı Girit'teki dev robot Talos, avını hiçbir zaman kaçırmayan köpek Lailaps ve hedefinden hiç şaşmayan bir mızrak). Zeus daha sonra şekline girdiği boğayı takımyıldızları düzenleyerek burç yaptı.
Bazılarına göre Herakles'in getirdiği boğa, Pasiphae'nin aşık olduğu hayvandır. Efsaneye göre Zeus'un oğlu Minos, Girit tahtı üzerindeki hakkını kanıtlayan bir işaret istemektedir. Bunun için Minos, Poseidon'a bir adak adayarak denizden bir boğa çıkarmasını istemiştir. Hatta Poseidon denizden ne gönderirse göndersin onu kurban edeceğini de söylemişti. Amacı gönderilen canlıyı Poseidon'a keserek kurban etmektir. Poseidon, Minos'un bu ricasını yerine getirdi ve Minos'u sınamak üzere çok gösterişli dev bir boğa yolladı. Minos, boğanın güzelliğine kapılarak onu kurban etmekten vazgeçti ve sürülerine katmayı tercih etti. Minos, Poseidon'a başka bir boğa kurban edince, sözünde durmayan Minos'a Poseidon ceza olarak bu kocaman boğayı delirtti. İlave olarak Poseidon, Minos'un karısı Pasiphae'yi deli boğaya aşık etti (Helios'un, Aphodite ile Ares arasında olan gizli aşkını Hephaistos'a ihbar ederek, bu ikisinin yataktayken Olympos tanrılarının tamamı tarafından basılıp, Aphodite'nin rezil olması sonucu kadından intikam için bu sapık aşkın kadına verildiği de söylenir). Minos'un eşi Pasiphae, boğa ile çiftleşmek için dayanılmaz bir ihtiras duydu ve bu sıkıntısını hünerli Daidolos'a söyledi. Daidolos onun için tahtadan bir düve (doğurmamış genç inek) maketi yaptı. Bu maket o kadar gerçekçi oldu ki boğanın ilgisini çekti. Pasiphae maketin içine girdi ve çiftleşme böylece gerçekleşebildi. Pasiphae, bu birleşmeden hamile kaldı ve yarı insan yarı boğa bir varlık olan meşhur Minotauros boğası meydana geldi. İleride sanatçı Daidalos bu canavarı binlerce dehlizden oluşan karışık bir yapı olan Girit'teki labirente (Labyrinthos) koyacak, büyük kahraman Theseus da bu iri boğayı aynı labirentte öldürülecekti. Poseidon'un delirttiği ve Minotauros'un babası olan boğa ise, Pasiphae'yle çiftleşmesinden sonra, Girit adasının altını üstüne getirmeye devam etti. Eurystheus, Girit'i mahveden bu azgın boğayı canlı olarak tutup getirmesi görevini Herakles'e verdi.
Herakles Girit'e gidip Minos'tan yardım ve izin istedi. Minos yardıma yanaşmadı ama tek başına yakalamasına ses çıkarmadı. Herakles çıldırmış durumdaki boğayı bir yerde sıkıştırıp elleriyle yakaladı ve onunla birlikte Mykenai'ye döndü. Hayvanı Eurystheus'a verdi. Eurystheus, bu hayvanı Herakles'ten nefret eden Hera'ya adamak istedi. Hera, adına sunulan bu kurbanı kabul etmedi. Hera'nın kendisine sunulacak olan bu boğayı reddetmesinin sebebi, boğayı yakalayanın Herakles'in işi olmasıydı. Herakles'in boğayı yakalayarak elde ettiği ün ve zaferin kendi adıyla anılmasını istememişti. Bunun üzerine Eurystheus ne yapacağını bilemedi ve deli boğayı serbest bıraktırdı. Boğa serbest kalınca kudurmuş gibi kaçtı, Argolis'i katedip Korinthos'tan geçti ve Attike'ye ulaştı. Burada meşhur Marathon ovasına yerleşti ve etrafa büyük zarar vermeye, insanları öldürmeye, kargaşaya sebep olmaya başladı. Herakles'i kendine örnek alan Theseus bu boğayı bir sefer tertipleyerek, Daidalos'un yaptığı labirentte yakaladı ve zincire vurdu. Onu Delphinios'a (Delphi'deki Apollon Tapınağı) götürerek tapınakta Apollon'a kurban olarak sundu. Sonradan yunanlı sanatçılar onun tapınakta bu boğayı kestiği an ile ilgili görsel çok güzel çalışmalar yapmışlardır.
8. Diomedes'in Atlarının Getirilmesi
Diomedes, savaş tanrısı Ares'in oğlu olup Trakyalıların kralıydı. Ağızlarından alevler çıkan esrarengiz dört ata sahipti. İsimleri Podargos, Lampon, Ksanthos ve Deinos olan bu atlar insan etiyle beslenmeye alıştırılmışlardı. Diomedes'in atları o kadar vahşi ve güçlüydüler ki, onları tunçtan yemliklere ve demir zincirlere bağlamak zorundaydılar. Bistonların kralı Diomedes, ülkesinden gelip geçen yabancıların büyük bir kısmını atlarına yedirmekle ünlüydü. Eurystheus, bu atları alıp getirmesini ve Diomedes'in katliamlarına bir şekilde son vermesini Herakles'e emretti. Böylece Eurystheus, hem bu kötü adetten o ülkeyi kurtararak ün yapacak hem de atlara sahip olacaktı.
Herakles, birkaç arkadaşıyla yola çıktı ve Tesalya'ya geldi. Konaklamak için Admetos'un sarayına geldiler. Admetos Herakles'in yakın arkadaşıydı. Herakles arkadaşını üzgün bulmuştu. Sebebini sorduğunda ise Admetos, Herakles'e birşey söylemedi. Kral eşi Alkestis'i kaybetmişti. Alkestis, İason'un babası, kral Pelias'ın kızıydı. Alkestis'in ölümü biraz tuhaftı. Zeus, Apollon'un oğlu Asklepios'u öldürmüştü. Apollon öc almak için Zeus'un yardımcıları Kyklopları yoketmişti. Zeus, Apollon'a ceza olarak onu yeryüzüne sürmüş ve bir sene Admetos'un hizmetinde uşaklık yapmaya mecbur etmişti. Apollon Admetos ve Alkestis ile dost olmuştu. Apollon, karı kocanın kendisine gösterdiği yakın ilgiye karşılık kader tanrıçaları Moira'lardan öğrendiği bilgileri Admetos'a öğretmişti. Admetos'un kader ipliği kopmak üzereydi. Admetos bunu öğrenince Apollon'a henüz ölmek istemediğini söylemişti. Apollon da kader tanrıçalarıyla konuşmuş ve ipliğin kesilmesini biraz geciktirmişti. Admetos, kendisinin yerine ölecek birisini bulursa ölecekti. Bunu duyan Admetos anne babasına koştu ve içlerinden birinin kendisi yerine ölmeye istekli olup olmadıklarını sordu. Cevap olumsuzdu. Üzgün Admetos'u gören kraliçe Alketos ona neden üzgün olduğunu sordu ve cevabı duyunca "ben senin yerine ölürüm" dedi. Kader tanrıçaları kadının ipliğini kestiler ve Alketos öldü. Admetos ise fedakar eşini kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyken Herakles çıkagelmişti. Herakles "kim öldü?" diye sorunca da Admetos "hizmetçilerimden biri öldü" dedi. Admetos, hizmetçilerini çağırıp Herakles'i sarayın uzak odalarından birine götürmelerini istedi. Böylece kahraman ağıtları ve ağlamaları duyup rahatsız olmayacaktı. Herakles odasında yiyip içmeye başladı. Ama hizmetçilerin tuhaf davranışlarından kuşkulandı ve birini tutup sorguya çekti. Alkestis'in öldüğünü öğrenince de "aziz dostum acılar içerisinde kıvranırken ben burada oturup tıka basa yedim, şarap içip neşelendim, şarkı söyledim" deyip yine suçu üstüne aldı. Herakles kalkıp Hades'e gitti. Alkestis'i her zamankinden daha güzel ve genç olarak orada buldu. Persephone, kendi rızasıyla Alkestis'i Herakles'e verdi ve Herakles Alkestis'le birlikte Admetos'un sarayına döndü. Admetos ise karısının cenaze töreninden yeni dönmüştü. Admetos karısının ölüler diyarından geri geldiğine önce inanmadı. Sonra Herakles'e gözyaşlarıyla bol bol teşekkür etti. Herakles onuruna büyük bir ziyafet tertipledi. Herakles arkadaşlarını alarak Diomedes'in atlarını getirmek üzere yola devam etti.
Herakles, arkadaşlarıyla Trakya sahillerine geldi. Atlara bakan hizmetçileri kovaladı, çoğunu zararsız hale getirdi. Diomedes'i yakalayarak tunç yemliklere attı. Böylece Diomedes'i kendi atlarına yedirmiş oldu. Atlar sahiplerini yedikten sonra sakinleştiler, Herakles onları çözdü ve gemisine bindirmek üzere kıyıya getirdi. Kıyıda, hayvanları savunmaya ve ölü krallarının intikamını almaya gelen Biston yerlileri, Herakles ve adamlarına saldırdılar. Herakles kısrakların gözetimini Abderos isimli arkadaşına devrederek yerlileri kovalamaya başladı. Kısraklar aniden koşmaya başlayınca Abderos'u sürükleyerek öldürdüler. Herakles, yerlileri halletikten sonra atları bulup gemiye bindirdi. Arkadaşının hatırası yaşasın diye orada bir şehir kurarak şehre Abderos (bugünkü Abdera kenti) ismini verdi. Herakles, atları Eurystheus'a getirdi. O da bunları kutsaması için Hera'ya verdi. Bu kısrakların soyundan gelenler Büyük İskender zamanında bile varlıklarını sürdürüyorlardı.
9. Amazon Kraliçesi Hippolyte'nin Kemerinin Getirilmesi
Bu kemer söylentiye göre Ares'e aitti. Ares, altın zincirlerden örülü gösterişli kemeri Amazonların kraliçesi Hipployte'ye kendi kavmi üzerindeki iktidarının sembolü olarak vermişti. Herakles, Eurystheus'un kızı Admete'nin isteği üzerine Amazonlar kraliçesinden kemerini ele geçirmek üzere Amazonların ülkesine gitme hazırlıklarına başladı. Sefer için gönüllü savaşçılar topladı ve birkaç gemiyle yola çıkıldı. Türlü maceralar yaşayarak Karadeniz'e çıktılar ve Thermodon ırmağı ağzındaki Themiskyra (Terme) limanına demir attılar. Burada Amazon'lar konuklarını çok iyi karşıladılar. Özellikle kraliçeleri konuklarına türlü ikramlarda bulundu. Herakles gelişlerinin amacını açıklayınca kraliçe Hippolyte kemerini vermeye memnuniyetle razı oldu. Durumu izleyen Hera, Herakles'in görevini bu kadar kolay başarmasını istemediğinden bir amazon kadını kılığına girdi ve Herakles'in aslında kraliçelerini kaçırmak için geldiği söylentisini yaydı. Savaşçı kadınlar birbirlerini dolduruşa getirerek şehirde büyük bir isyana sebep oldular. Kraliçeleri çoğunluk karşısında birşey yapamadı ve gelen yabancı erkeklerin öldürülmesini onaylayınca savaş düzeni alıp atlarına atladılar. Önünde Herakles'in gemilerinin durduğu kamp yerine saldırdılar. Herakles'e ilk saldıran, kendisine çok güvenen rüzgârın gelini Aillea oldu. Kız, kendinden daha hızlı olan yiğidin karşısında geri çekilmek zorunda kaldı ve Herakles onu geri kaçarken yakaladı, öldürdü. Daha önce yedi kez kadınlar arası dövüşte birinci olmuş şampiyon savaşçı Prothei ve pekçok amazon kadınını Herakles arka arkaya öldürdü. Herakles kendisi kadınlardan nefret ettiğinden onları çok sayıda öldürürken hiç yavaşlamadı. Artemis'le birlikte ava katılan üç kafadar kız, mızrak kullanmada çok usta olsalar, onları da yakalayıp öldürdü. Herakles, savaşçıların komutanı Melanippe'yi gözüne kestirdi ve onu yakaladı. Onun yakalanması, savaşı daha da kızdırdı ve kavganın gittikçe şiddetlendiği bir anda Herakles, istemeyerek kraliçe Hippolyte'yi öldürmek zorunda kaldı. O ölünce savaş bitti. Melanippe yeni kraliçe oldu ve altın örme kemeri Herakles'e vererek ülkelerini terk etmesini istedi. Herakles, yine başından türlü maceralar geçerek Mykenai'ye ulaştı ve kemeri Eurystheus'a ulaştırdı. Eurystheus da kemeri kızına hediye etti.
10. Geryoneus'un Sığırları
Chrysaor ile Callirhoe'nin oğlu Geryoneus'un (Geryon) Gadira açıklarındaki Erythia adasında, çobanı Eurytion'un bakımında her birisi kızıl-kahverengi renkte muazzam sığır sürüleri vardı. Güney İberya'daki (İspanya'nın bulunduğu yarımada) Tartessos bölgesinde hüküm süren Geryoneus, üç kafalı, altı kolu ve altı kafası olan bir devdi. Geryoneus, sürülerinin bakımını Eurytion'a vermişti. Eurytion, bir hesperid olan Erytheia ve savaş tanrısı Ares'in oğluydu ve bu sığırlara gözcülük etmek gibi sıkıcı bir işle görevlendirilmişti. Eurytion'un yanında ona yardımcı ve bekçi olarak Typhon ile Ekhidna'dan doğma canavar iki başlı kurt köpeği Orthros bulunuyordu. Bu köpeğin yarısı kadın yarısı arslandı. Orada başka bir sürü daha vardı. Menoites, Hades'in sürülerinin gözetiminden sorumluydu.
Eurystheus, Herakles'ten Geryoneus'un sürülerini alıp getirmesini emretti. Geryoneus'un Altın Kılıç lakaplı zengin babası Chrysaor, bütün İberia'nın kralıydı ve 3 oğlunun muazzam orduları vardı. Herbiri cesur adamlardan oluşan bu orduları ve Geryoneus'un sürüsünü bekleyen canavarı duyan Eurystheus, görevde başarısız olmasını umduğundan, bütün sürünün canlı olarak Mykenai'ye getirilmesi görevini Herakles'e verdi. Herakles, görevi duyunca Girit'e giderek 3 ordu topladı. Bu orduları birçok gemiye doldurarak Erythia adasına gönderdi. Kendisi ise yaya olarak kıyıdan ilerleyerek Gadira'ya yöneldi. Herakles, uzun bir yolculukla Atlantik Okyanus'una ulaştı ve buraya (Cebelitarık) meşhur Herakles Sütunlarının inşasına başladı. Bu iki sütunu diktikten sonra Kuzey Afrika'ya geçmek istedi ve bunun için Okeanos'ta yolculuk etmek üzere Güneş'in Kupası'nı kullanmaya karar verdi. Bu kupa, Güneş'in her akşam Okeanos'a vardıktan sonra dünyanın doğusundaki sarayına dönebilmesi için kullandığı büyük ve içi boş bir altın kayıktı. Güneş, kupasını önce vermek istemedi. Kahraman, Libya çölünden geçerken sıcaktan o kadar rahatsız oldu ki, Güneş'i oklarıyla tehdit etti. Güneş, Herakles'in bu cüreti karşısında çok şaşırdı. Herakles, Okeanos'u geçecek kadar kupayı ödünç istemesi şartıyla ok atmayacağına söz verince Güneş razı oldu. Herakles, kupaya binip Okeanos'a açıldı. Okeanos, Hera'nın araya girmesiyle dalga yaparak, kupanın içindeki Herakles'i sınamak istedi. Herakles, çıkan dalgalara sinirlenip oklarıyla üzerinde bulunduğu Okeanos'u tehdit etti. Okeanos, Zeus'un oğlundan korktu ve deniz yatıştı. Herakles, Kuzey Afrika'ya ulaşınca Güneş'in Kupa'sından inerek yaya olarak yola devam etti. Sonunda Herakles, İberia'daki donanmasına ulaştı ve onlara katılarak Gadira bölgesine yelken açtı. Gadira kıyılarına vardılar ve Herakles doğruca ordusuyla Chrysaor'un kampları birbirine yakın ordularına yürüdü. Chrysaor'un üç oğlunu kendisiyle teke tek çarpışmaya zorladı. Sırayla üçünü de öldürerek ülkeyi ordusuna işgal ettirdi. Sonra da Erythia Adası'na yelken açarak, Geryoneus'un sürülerini bekleyen canavar köpeği öldürmeye gitti. Canavar köpek Orthros, onu görür görmez hemen üzerine saldırdı. Herakles canavar köpeği zeytin ağacından yaptığı yeni gürzü ile döverek öldürdü. Köpeğin yardımına koşan çoban Eurytion'u da tepeledi.
Sonra sığırlarla birlikte dönüş yoluna çıktı. Olup biteni gören Hades'in çobanı Menoites, koşarak Geryoneus'a olan biteni anlattı. Hemen oraya gelen titan Geryoneus, Anthemos ırmağı kıyısında Herakles'e yetişip ona saldırdı. Görevini başaramasın diye Hera'da titana yardıma geldi ve Herakles'in karşısına geçti. Herakles hem titanla hem de üvey annesi Hera'yla çarpışırken, zehirli bir okla Hera'yı göğsünden yaraladı. Yaralı Hera kendisini iyileştirmek için Olympos'a kaçarken Herakles yine zehirli bir okla Geryoneus'u öldürdü.
Herakles, sürü ile birlikte kıyıya doğru ilerlerken Korinthos bölgesinde yaşayan dev Alkyoneus'la karşılaştı. Alkyoneus, iri taşlar atarak Herakles'i kızdırdı. Herakles (Athena'nın da yardımıyla) gürzü ile devi öldürüp yoluna devam etti. Herakles, sürüyle birlikte Kuzey Afrika'nın en batısındaki Herakles Sütunları'na gelecek, oradan Altın Kupa'sıyla sürüyü parti parti karşıya geçirecek, sonra Galya, İtalya ve Trakya boyunca Mykenai'ye yaya dönecek şekilde, bir dönüş planlamıştı, o şekilde devam etti. Kuzey Afrika'nın kuzeybatı ucundaki kıyıya gelince hayvanları parti parti kupaya bindirdi ve Okeanos'un diğer kıyısına, Tartessos'a taşıdı.
Marsilya ile Rhone vadisi arasındaki Liguria'da çok sayıda yerlinin hücumuna uğradı. Oklarıyla bunların büyük çoğunluğunun hakkından geldi. Cephanesi tükenince de yerde taş aradı. O bölgede aksi gibi hiç yerde taş bulunmuyordu. Çareyi Zeus'a yalvarmakta buldu. Zeus, gökyüzünden taş yağdırdı. Herakles bu taşları fırlatmaya başlayarak düşmanı bozguna uğrattı. Yine Liguria'da Poseidon'un oğulları Mebion ve Derkynos isimli iki haydut Herakles'in sürüsünü ele geçirmeye kalkıştı. Herakles onları öldürdü. Truva Savaşından sonra Roma'nın yükseleceği Latium bölgesinden geçerken sürülerini müstakbel Forum Boarium yerinde otlamaları için serbest bıraktığı bir sırada, Hephaistos'un ateş soluyan, 3 başlı canavar çocuğu Cacus, sürüyü görüp saldırmak için uygun bir an bekledi. Cacus, Palatin tepesinde bir mağarada yaşıyordu. Civardan gelip geçenleri öldürdükten sonra, kafalarını kesip, bu kafaları mağarasının girişine çivilemekle meşhurdu. Herakles'in getirdiği sürüden 4 boğa ve 4 sığırı gece kahraman uyurken çaldı ve mağasına getirip sakladı. Ertesi sabah Herakles yola devam etmek için hazırlık yaparken, mağaradaki hayvanlar böğürerek yerlerini belli ettiler. Cacus, mağarasının girişini çok büyük bir taşla kapayıp girişi bloke ettiğinden, Herakles mağaraya ne yaptıysa giremedi. Çok kızan kahraman bunun üzerine dağın tepesine çıkıp uzun uğraşlarla dağın tepesini kazdı ve mağaralara ulaştı. Cacus, Herakles'in mağaraya atlamasına izin vermedi ve ağzından koyu duman çıkartarak etrafı dumanla doldurdu. Herakles uzun ağaçlarla dürtüklediği ve attığı büyük taşlarla yaralamaya çalıştığı Cacus'la uzun süre uğraştı. Sonunda sabrı tükenince, dumanın en koyu olduğu yere atlayıp Cacus'u elleriyle yakalayıp boğarak öldürdü.
Calabria'da Region'dan geçerken boğalarından birisi kaçıp İtalya'yla Sicilya'yı ayıran boğazı yüzerek geçti. Kaçan boğa Elymeler ülkesinde Eryks adasına ulaştı. Afrodite ile Poseidon'un oğlu olan Eryks, kaçan boğayı elde etmek için, boğasını almaya gelen Herakles'le çarpıştı. Eryks öldü. Herakles, krallığı oranın yerlilerine bıraktı. Yıllar sonra Herakles'in soyundan gelen Lakedaimonlu Dorieus oraya gelip krallığı ele geçirecekti. İonia denizinin Hellen kıyılarına gelindiğinde sürüler, Hera tarafından gönderilen sığırsineklerinini hücumuna uğradı. Hayvanlar azıp Trakya dağlarının yan kolları üzerine dağıldılar. Herakles, çeşitli yönlere gruplar halinde dağılan hayvanları toplamak için arkadaşlarıyla birlikte çok uğraştı ve uzun zaman harcadı. Ancak bir kısmı eksik olarak sürüyü toplamaları haftalarını aldı. Gerisi dağlarda vahşi olarak kaldılar. Skythia ovalarında günümüzde halen serseri halde başıboş dolaşan mevcut yabani sığırların, bunların soyundan geldiği söylenir. Herakles, hayvanları kovalarken Strymon ırmağı yolunu kesti. Herakles, işini zorlaştıran ırmağı lanetledi ve içini kayalarla doldurdu. Bu yüzden, o vakte kadar içinde irili ufaklı teknelerin dolaştığı ırmak, seyir için imkansız bir sel yatağı halini aldı.
Böylece Herakles, yanında sığır sürüsüyle İspanya, Galya, İtalya, Sicilya kıyılarını takip ederek türlü aksiliklerle uğraşarak sonunda Mykenai'ye vardı.
Yolda başından geçen türlü maceralar apayrı bir yazıdır. Cebelitarık'a onun adına dikilen Herakles Sütunları bu dönüşü anısına dikilmiştir. Yol boyunca konakladığı yerlerde tapınaklar inşa edilmiştir. Herakles, başına bir bela gelip sürüsünü bırakıp savaşmaya giderken, sürünün gözetimini Hephaistos yapmaktaydı. Sonunda sığır ve boğalardan oluşan dev sürüyle birlikte Eurystheus'un sarayının girişine vardı. Eurystheus, sürünün tamamını Hera'ya kurban olarak sundu.

|